Meta

Kategoriler


Eskiden çok sevdiğim bir sitede vardı: Tamamen boş, fonksiyonu olmayan bir buton :) "stress tuşunda anlam arayan varsa, derhal siteyi terketsin..."


Olayı abartmamak lazım tabi:






View Ertürk İhsan Limon's profile on LinkedIn


Red Hat Certified Engineer


VCP5 Certified


VCP6-DCV Certified


yerçekimli karanfil

Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
Oysaki seninle güzel olmak var
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.

Sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor
Derken karanfil elden ele.

Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
Birleşiyoruz sessizce.

Edip CANSEVER

Birlikte yalnız kalabildiğiniz insanlar

Bir nedenle kaynağından silinirse kaybetmek istemediğim bir yazı:


İnsanlar ikiye ayrılır; birlikte yalnız kalabildikleriniz ve kalamadıklarınız. Bana göre birlikte yalnız olabilmek dünya üzerindeki en büyük samimiyet mertebesidir. Yanlış anlaşılmasın, bir birliktelik içinde yapayalnız kalmakla; birlikte yalnız olabilmek tamamen farklı şeylerdir.

Birlikte yalnız olabilmek aynı evin içinde, aynı tatilde, aynı arabada herkesin kendine ait bir odası olması demektir. Belki elinizi uzatsanız dokunabilecek kadar birinin yakınında olup da içinize dönebilme özgürlüğüne sahip olabilmektir. Düşüncelere dalmak, kitap okumak, yazı yazmak için yanınızdaki insandan kurtulmak zorunda kalmamaktır. Birlikte yalnız olabilmek birlikte uzun uzun susmak, o uzun sessizliğin tadını çıkarmaktır.

Birlikte yalnız olabilmek birbirinizin yanında bütün sosyal gerekliliklerin kalkması demektir. Bütün gün pijamalarda oturmak, özgürce çirkin, yaşlı, kaçık ve asık suratlı olabilmektir.

Bu mesele benim için insan ilişkilerinde neredeyse en önemli konuların başında gelir. Eğer benim gibi sosyal enerjiniz sınırlı ve dışa dönük süsü verilmiş içe dönük bir insansanız arkadaşlık, sevgililik, akrabalık her ne türden ilişki olursa olsun birlikte yalnız olabilmek büyük önem taşır.

Hele hele benim gibi hayli dürtüleriyle hareket eden bir insansanız o zaman herhangi bir insanla herhangi bir ilişki içinde kalabilmek için o hareket özgürlüğüne ihtiyaç duyarsınız.

İşin garip tarafı çoğu zaman evli, arkadaş, akraba olup da o mıç mıç ilişkler içinde yapayalnız kalırız. Etraf genelde çok kalabalık ve gürültülüdür, kendi sesimiz bir uğultuya karışıp gider. “Mış” gibi yapmak, uğultu içinde kendi sesini kaybetmek kadar insanı ruhsal yalnızlığa sürükleyen başka bir şey yoktur.

Halbuki birinin yanında, onunla birlikteyken iç dünyanıza dönebilmek çok büyük samimiyet gerektirir. Çoğu insan bunu kaldıramaz. Sizin kendi kendiliğinizi kişisel alır. Zira, bu hal sadece o iki insan arasında derin bir samimiyet gerektirmez, denklemdeki her bir insanın da kendisiyle samimiyetini gerektirir. Kendisiyle olamayan insanlar, başka birinin bu haliyle de kuşkusuz olamazlar.

Yalnız olmayı çok severim. Ama en çok biriyle birlikte yalnız olabilmeyi severim. O iki insanın kendi kendiliğinden doğan yakınlık gibisi yoktur. Aynı evin içinde bir kahve ya da öğle yemeği için buluşmak gibisi yoktur. Aklınıza harika bir fikir geldiğinde, hemen koşup anlatacak birisi olması gibisi yoktur. Birini kendi köşesine kıvrılmış kedi gibi mırlarken uzaktan seyretmek gibisi yoktur. Arada birinin yanınızdan geçerken yanağınıza bir öpücük kondurup gitmesi gibisi yoktur. Gece yarısı Nutella’ya birlikte yenilmek gibisi yoktur… Birbirinizin yanında özgürce çirkin, yaşlı, kaçık ve asık suratlı olabilmek gibisi yoktur…

Esra Sert

Kaynak: http://www.hthayat.com/yazarlar/esra-sert/1042187-birlikte-yalniz-kalabildiginiz-insanlar

DeLorean

Çocukluğumda ilk gördüğüm andan itibaren hayranı olduğum, resimlerini çizdiğim araba ben ona gidemeden ayağıma geldi sağolsun. Hayatta yapılacaklar listemden bir kalemi daha işaretlemiş oldum. Bir sonraki ehliyeti yeniledikten sonra kendisini kiralamak olacak 🙂

somewhere only we know

Bu şarkıyı ilk kez Radyo ODTÜ’de duyduğumda sene 2004’tü. Anlamlı olması bir yana, anlam ağırlığının zamanla değişmesi inanılmaz.

Dinlemeye değer Lily Allen cover’ı için: https://www.youtube.com/watch?v=mer6X7nOY_o

Hayır

Dinlensin diyedir gözlerimiz
Bu önümüzde açılıp giden manzara;
Bu dünya, yoruldu mu kuşlar konsun diyedir,
Ve tanrılar boşluktan bıkınca.

Ellerimize malûm olur nedense
Suların rengi balıklarıyle, çiçekleriyle,
Düşünmenin huzuru ayân olur;
Soğuğun sessizliği hâkeza.

Yuvarlanan yıldızlar içinde saçlarımız,
Boylarımız büyür usul usul;
Duyulmasın diye gürültüler uykularda
Yağmurlar yağar geceleri.

Can YÜCEL

time

Riggs – You know, it’s not getting any easier. You know, time’s not helping.
Dr.Cahill – Why would it?
– ‘Cause everybody says that it does.
– People who say that don’t understand. Time is cruel. It punishes. I mean, we sentence people to time. I don’t know that it makes it any easier.
– Then what am I doing here?
– You’re looking for a way to make it hurt a little less.

VMware vCenter Server 6 installation low memory workaround

I was installing VMware vCenter Server 6 Update 2 with Embedded Platform Services Controller on a Windows lab server with 8GB RAM. I got the following error:

VMware vCenter Server detected 8160MB of memory. 8176MB of memory is required for the selected deployment type.

You can easily skip this error with initiating the following in command line:

VMware-vCenter-Server.exe SKIP_HARDWARE_CHECKS=1

sebep

Nilgün ve Ferhan

 

Ferhan: Ne var bu gülümseyişin altında?
Nilgün: Sen varsın.
Ferhan: Anlamadım?
Nilgün: Sen varsın dedim ya. Ya ben az önce evde oturuyodum, kendi kendime dedim ki çok şükür Ferhan var dedim. Çok şükür dedim.
Ferhan: Yani sırf bunu söylemek için mi geldin?
Nilgün: Değmez mi?
Ferhan: Ne münasebet. Yanında başka bir mazeretin daha olsaydı mesela manava da gidiyor olsaydın bu kadar değerli olmazdı.

the lying detective

Sherlock – Are you OK?
John – (Laughs) What, am I…? No, no, I’m not OK. I’m never going to be OK. And we’ll just have to accept that. It is what it is, and what it is is… shit.
Mary – John, do better.
John – You didn’t kill Mary. Mary died saving your life. It was her choice, no-one made her do it. No-one could ever make her do anything. The point is, you did not kill her.
Sherlock – In saving my life, she conferred a value on it. It is a currency I do not know how to spend.
John – It is what it is. I’m tomorrow, six till ten. I’ll see you then.
Sherlock – Looking forward to it.
John – Yeah.
Devamı burada…

one of the greatest actors of all times

I can watch this a thousand times.