Meta

Kategoriler


Eskiden çok sevdiğim bir sitede vardı: Tamamen boş, fonksiyonu olmayan bir buton :) "stress tuşunda anlam arayan varsa, derhal siteyi terketsin..."


Olayı abartmamak lazım tabi:






View Ertürk İhsan Limon's profile on LinkedIn


Red Hat Certified Engineer


VCP5 Certified


VCP6-DCV Certified


Mr. Robot and fsociety

[S01E01 – eps1.0_hellofriend.mov]

Krista : What is it about society that disappoints you so much?
Elliot : Oh, I don’t know. Is it that we collectively thought Steve Jobs was a great man, even when we knew he made billions off the backs of children? Or maybe it’s that it feels like all our heroes are counterfeit. The world itself’s just one big hoax. Spamming with our running commentary of bullshit masquerading as insight, our social media faking as intimacy. Or is it that we voted for this? Not with our rigged elections, but with our things, our property, our money. I’m not saying anything new. We all know why we do this, not because Hunger Games books makes us happy but because we wanna be sedated. Because it’s painful not to pretend, because we’re cowards. F.ck society.
(Krista, echoing)
Krista : [normal voice] Elliot. You’re not saying anything. What’s wrong?
Elliot : Nothing.

[S01E10 – eps1.9_zer0-day.avi]

Elliot : You’re not real.
Mr. Robot : What? You are? [scoffs] Is any of it real? I mean, look at this. Look at it! A world built on fantasy! Synthetic emotions in the form of pills, psychological warfare in the form of advertising, mind-altering chemicals in the form of food, brainwashing seminars in the form of media, controlled isolated bubbles in the form of social networks. Real? You want to talk about reality? We haven’t lived in anything remotely close to it since the turn of the century. We turned it off, took out the batteries, snacked on a bag of GMOs while we tossed the remnants in the ever-expanding dumpster of the human condition. We live in branded houses trademarked by corporations built on bipolar numbers jumping up and down on digital displays, hypnotizing us into the biggest slumber mankind has ever seen. You have to dig pretty deep, kiddo, before you can find anything real. We live in a kingdom of bullshit, a kingdom you’ve lived in for far too long. So don’t tell me about not being real. I’m no less real than the f.cking beef patty in your… As far as you’re concerned, Elliot, I am very real.

DeLorean

Çocukluğumda ilk gördüğüm andan itibaren hayranı olduğum, resimlerini çizdiğim araba ben ona gidemeden ayağıma geldi sağolsun. Hayatta yapılacaklar listemden bir kalemi daha işaretlemiş oldum. Bir sonraki ehliyeti yeniledikten sonra kendisini kiralamak olacak 🙂

time

Riggs : You know, it’s not getting any easier. You know, time’s not helping.
Dr.Cahill : Why would it?
Riggs : ‘Cause everybody says that it does.
Dr.Cahill : People who say that don’t understand. Time is cruel. It punishes. I mean, we sentence people to time. I don’t know that it makes it any easier.
Riggs : Then what am I doing here?
Dr.Cahill : You’re looking for a way to make it hurt a little less.

sebep

Nilgün ve Ferhan

 

Ferhan : Ne var bu gülümseyişin altında?
Nilgün : Sen varsın.
Ferhan : Anlamadım?
Nilgün : Sen varsın dedim ya. Ya ben az önce evde oturuyodum, kendi kendime dedim ki çok şükür Ferhan var dedim. Çok şükür dedim.
Ferhan : Yani sırf bunu söylemek için mi geldin?
Nilgün : Değmez mi?
Ferhan : Ne münasebet. Yanında başka bir mazeretin daha olsaydı mesela manava da gidiyor olsaydın bu kadar değerli olmazdı.

the lying detective

Sherlock : Are you OK?
John : [laughs] What, am I…? No, no, I’m not OK. I’m never going to be OK. And we’ll just have to accept that. It is what it is, and what it is is… shit.
Mary : John, do better.
John : You didn’t kill Mary. Mary died saving your life. It was her choice, no-one made her do it. No-one could ever make her do anything. The point is, you did not kill her.
Sherlock : In saving my life, she conferred a value on it. It is a currency I do not know how to spend.
John : It is what it is. I’m tomorrow, six till ten. I’ll see you then.
Sherlock : Looking forward to it.
John : Yeah.
Devamı burada…

one of the greatest actors of all times

I can watch this a thousand times.

about being human

Bernard : Lifelike, but not alive. Pain always exists in the mind; it’s always imagined. So what’s the difference between my pain and yours, between you and me?

Ford : This was the very question that consumed Arnold, filled him with guilt, eventually drove him mad. The answer always seemed obvious to me. There is no threshold that makes us greater than the sum of our parts, no inflection point at which we become fully alive. We can’t define consciousness because consciousness does not exist. Humans fancy that there’s something special about the way we perceive the world, and yet we live in loops, as tight and as closed as the hosts do, seldom questioning our choices, content, for the most part, to be told what to do next. No, my friend, you’re not missing anything at all.

***

Ford : I’ve told you, Bernard, never place your trust in us. We’re only human. Inevitably, we’ll only disappoint you. Goodbye my friend.

***

Felix : Are you sure you’re gonna be okay?
Maeve : Oh, Felix. You really do make a terrible human being. And I mean that as a compliment.

ölmeyen adam

“Bu hayatta herkesin bir derdi var Cemal. Benimki de bu. Ölemiyom be ..ına koyayım. Eyi bi şey sanıyon bunu demi? Herkesler öyle sanıyor ama gel bir de bana sor. En berbat tarafı ne biliyon mu? Hiç kimseden hiçbir şeyden korkun kalmıyor. Ar damarı çatlıyor adamın. Doğru ne yanlış ne her şey karışıyor kafanda. Bu ..ına koduklarımın 100 sene önce neye inandıklarını görsen çok gülersin. Ben biliyom mesela. 100 sene sonra neye inanacaklar onu da biliyo olcem. Ya her şeyleri biliyom ben Cemal. Hee her şeyleri bilmekle hiçbir şey bilmemek aynı şey. Odun gibi oluyon işte. Onun için çok fazla kurcalamicen meseleleri. Eninde sonunda ölcek olan birisinin bu dünyanın derdini çözmesine imkan yok.”

Bad Liar, Good Liar


Lisbon : Did you know about it?
Woman : Of course. He told me everything.
Jane : I-ıh, liar. Bad liar.
Woman : How dare you?
Jane : Well, it’s a compliment to a good character. You rather be a good liar?

Levent Kırca’nın veda mektubu

Ülkem kötü günlerinde birçok acıyla boğuşurken çocukluğumun sembollerinden birini daha toprağa verdi. Levent Kırca…

Barış Manço, Kemal Sunal… Hayatımıza kattıklarıyla bizzat tanımadan gidişlerine ağlatabilmeyi başarmış daha birçok eşsiz insan. Mekanları cennet olsun.

Yaşar Kemal’in Demirciler Çarşısı Cinayeti’nde geçen iki cümle her seferinde daha anlamlı: “O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık.”

O iyi insan, 5. Bodrum Türk Filmleri Haftası’nda Yaşam Boyu Onur Ödülü’ne layık görüldü. Ödülü almaya gördüğü kanser tedavisi yüzünden gidemeyince biz sevenlerine seslenmek ve veda etmek için oğluyla aşağıdaki mektubu yolladı:

***

1974’de TRT ile girdim hayatınıza. O günden bu yana baya bir zamanınızı aldım. 41 yıl… Teşekkür ederim size, anılarınızda bana yer açtığınız için.

Hayatımda sayısız ödül aldım. Renk renk, biçim biçim. Altından olup da bir şey ifade etmeyeni de var, tenekeden olup da paha biçilmezi de. Aldığım ilk bir kaç ödülü çalışma masamın üstüne koydum. Çalışacak yer kalmayınca camlı bir dolaba koydum. Dolap isyan edince odamı onlara tahsis ettim. Evi istila ettiklerinde ise sokakta kaldım.

Arada bir onları ziyaret ettiğimde hiç dertleri olmadığını gördüm. Üzerlerindeki toza rağmen şikayet edeni yoktu. Hepsi yerini biliyordu. Birbirlerine saygılılardı. Hiç kavga etmediler. Birbirlerini yemediler. Bir arada mutlu mesut geçindiler.  Altından da olsalar, tenekeden de olsalar, hepsi birer ödüldü. Hepsi eşitti.

İki kardeş bir çorap yüzünden kavga edebilirler. Ama komşunun çocuğu sorun çıkardığında iki kardeş birlik olur. Ev sahibi ile kiracı arasında problem olduğunda, bina yıkılacaksa birlik olurlar. O öbürünün tepesinden halı sarkıttığında kavga eden komşular, mahalle maçlarında birlik olur. Hacısı, ateisti takımı gol attığında sarılır, ağlarlar. Düşman ülke sana savaş açtığında ülke birlik olur.

Toprağım dediğin adamın her işine koşarsın. Memlekette yüzünü bile görmek istemediğin, başka şehirde canın, memleketlin olur. Toprak aynı toprak, biraz tozlu, biraz killi. Su aynı su, biraz berrak, biraz kireçli. İnsan olarak birbirimizi sahiplenmek, birleşebilmek için uzaylıların dünyayı istila etmesi mi gerekir?

Güzellikler paylaştıkça değerlenir, kötülükler çoğaldıkça kanıksanır.

Geçmişlerimiz ve benim jenerasyonumdaki insanlar için, eskiler her zaman daha güzel gelmiştir insana. Daha sağlıklı, daha diri, daha dertsiz gelmiştir. Daha adaletli, daha umutlu gelmiştir.

Eski zamanlar; ‘’Ah o eski zamanlardır’’..

Bu mektubumu sizlere ülkemizin değerli bir film festivali olan,  5. Bodrum Film Festivali vesilesiyle yazıyorum. O yüzden benim için yeri çok ayrı olan bir yönetmenden alıntı yapmakta sakınca görmüyorum. Woody Allen’ın Midnight in Paris filminde zaman atlamaları vardır. Film günümüzde başlar, basit ama fantastik bir yöntemle sürekli geçmişe gider. Filmde o geçmiş dönemler içerisinde Ernest Hemingway, Dali, Picasso, T.S. Elliot, Edgar Dega, Luis Bunuel gibi önemi tartışılmaz insanlara rastlarız. Hepsi, hangi dönemde yaşıyor olurlarsa olsun, kendi geçmişlerinin her zaman daha iyi olduğunu ve ona özlem duyduklarını belirtirler. Hepsinin ağzından ‘’Ahh, o eski zamanlar’’ cümlesini bir kez duyarız. Filmin ana önermesi ise sonunda en güzel ânın, içinde bulunduğun, yaşadığın an olduğunu belirtir.

Yaşadığımız şu an..

Şu an.. Elinizden yaşam boyu onur ödülünü alıyorum. Ödül vermek onore etmektir. Almaksa onore olmak. Düşünüp, cesaret edip, bir şeyi hayata geçirdiğinizde, birileri için değer görüyorsa, sizi ödüllendirirler. Bunun karşılığı maddi karşılığından büyüktür. O işiniz için ödül alırsınız. Yaşam boyu onur ödülü ise, yaşamda yaptıklarınızın, varlığınızın ya da amacınızın top yekün mükafatlandırılması gibidir. Bu ödülün anlamı benim için çok büyük.

Bu ödülü de eve götüreceğim. Ama diğer ödüllerin arasında baş köşeye koymayacağım. Ödülsen ödüllüğünü bil. Diğerleri neredeyse oraya, yanlarına koyacağım. O da onlarla birlikte tozlanacak. Onlardan biri olacak. Yaşam boyu onur ödülü de olsan, Cumhuriyet altını da olsan, kimseye ayrı gayrı yapamam. Diğerleri tozlu raflarda dururken, sana saray şeklinde dolap yapmayacağım. Çünkü ödül de olsan, sana hak ettiğin anlamı veren içinde bulunduğu dolabın büyüklüğü ya da şekli değil, bizim sana verdiğimiz değerdir.

İster misin şimdi böyle dedim diye, bu ödül beni mahkemeye versin?

Güzel şeyler paylaşabildiysek sizinle, ne mutlu bana. Benim jenerasyonumda bir insan çabalarının meyvesini görememe durumuna mı üzülmeli, yoksa daha kötülerini yaşamayacak olduğu için teselli mi bulmalı şu an bilemiyorum.

Yine Woody Allen, ‘’Bir yönetmenin en büyük hatası, bu kötü senaryoyu çekerek adam ederim demesidir’’ der. Siz de yönetmensiniz. Ailenizi yöneten, işinizi yöneten.. Etrafınızı yöneten. ‘’Şu an’’, yöneten. Birlik verip bu senaryoyu değiştirin ki, filminiz de iyi olsun.

Dik durun.. Adil olun, sabırlı olun, enerjinizin sirayet etmesine müsaade edin. Daha iyi bir dünyada görüşmek ümidiyle. Atatürk’le kalın, Cumhuriyetle kalın, hoşçakalın!!!

Zeki Levent Kırca (28 Eylül 1948 – 12 Ekim 2015)